Ölüme bağlı tasarrufların önemli bir kısmını oluşturan vasiyetnameleri kısaca, mirasbırakanın ölümünden sonraki istek ve arzularını barındıran, mallarının paylaşımına ilişkin hususların yer aldığı yazılı belgeler ya da sözlü beyanlar olarak ifade etmek mümkündür. Sıkı şekil şartların uygulanması gerektiren bu ölüme bağlı tasarruflar; resmi vasiyetnameler, sözlü vasiyetnameler ve el yazılı vasiyetnameler olmak üzere üç grup altında toplanmaktadır.
Miras hukukunda vasiyetnamenin açılması kurumu, bütün vasiyetname türleri için gündeme gelse de -aşağıda açıklanan nedenlerden ötürü- uygulamada resmi vasiyetname düzenlenmesi daha yoğun olduğundan, bu yazımızda öncelikle resmi vasiyetname açıklanacak ardından da resmi vasiyetnamenin açılması usulünde dikkat edilmesi gereken noktalara değinilecektir.
I.Resmi Vasiyetname Kavramı
Hem okuryazar olmayan kişiler el yazılı vasiyetnameye başvuramayacağından hem de sözlü ve el yazılı vasiyatnameye tam olarak güven duyulmadığından, en çok başvurulan vasiyetname türünü resmi vasiyetnameler oluşturmaktadır.
Resmi vasiyetnamenin tanımına Türk Medeni Kanunu (“TMK”) ve diğer kanunlar içerisinde yer verilmese de, TMK’nin 532. maddesinde “Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.” şeklinde yer alan düzenleme, bu vasiyetname türünün kapsamını büyük oranda belirlemektedir. Başka bir söylemle alıntılanan madde uyarınca resmi vasiyetnameyi; iki tanığın huzurunda, noter, sulh hâkimi ya da resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetname olarak tanımlamamız yanlış olmayacaktır.
II.Resmi Vasiyetnamenin Düzenlenmesi
Resmi vasiyetnamelerin düzenlenme şekli çok çeşitlilik göstermektedir. Bu vasiyetnameler; mirasbırakanın arzularını notere bildirmesi şeklinde düzenlenebileceği gibi, resmi memurun son arzuları metne dökmesi şeklinde de olabilmektedir. Ayrıca çeşitli düzenleme şekillerinin yer aldığı karma resmi vasiyetnamenin düzenlenmesi de mümkündür. Ancak TMK tarafından getirilen şekil şartların amaçladığı korumayı bertaraf eden karma vasiyetnamelerin hükümsüz olacağı da unutulmamalıdır.
III.Resmi Vasiyetnamenin Açılması
TMK’nin 596. maddesi uyarınca vasiyetnamenin açılması; yetkili ve görevli mahkeme hakimi tarafından duruşma sırasında, duruşmaya katılan mirasçılar ve diğer ilgililer önünde vasiyetnamenin mührü bozularak açılması ve okunması anlamına gelmektedir. Vasiyetnameyi açacak olarak mahkeme ise, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir.

El yazılı vasiyetnamelerde mirasçılar, ellerine geçen vasiyetnameyi yetkili sulh hukuk mahkemesine tevd etmekle yükümlü olsalar da; resmi vasiyetnamelerde bu tevdi işlemi, mirasçıların müdahalesi dışında gerçekleşmektedir. Genellikle noter huzurunda düzenlenen resmi vasiyetnameler, mirasçının vefatı ardından noter tarafından nüfus müdürlüğüne, nüfus müdürlüğünün ardından ise Cumhuriyet Başsavcılığına, son olarak savcılık tarafından sulh hukuk mahkemesine tevdi edilerek süreç işletilmektedir. Vasiyetname kendisine tevdi edilen sulh hukuk mahkemesi hakimi de, teslimeden itibaren bir ay içerisinde vasiyetnameyi açmak ve terekeyi idare etmekle mükelleftir.
Yargı Kararları Açısından Resmi Vasiyetnamenin Açılması
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, açıklanan süreç hakkında “Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunludur ve teslimden itibaren bir ay içinde açılır, ilgililere okunur. Bu şekilde vasiyetnamenin usulüne uygun bir şekilde açılıp okunma kararının kesinleşmesinden sonra düzenlenen vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında ilk olarak davaya konu olan vasiyetnamenin açılıp açılmadığının araştırılması gerekir ve vasiyetnamenin açılmasına dair kararın kesinleşme şerhli kararın da dosyaya konulması gerekir.” şeklinde, kapsayıcı bir hüküm kurmuştur.[1]
Yetklili sulh hakimi; vasiyetnameyi açmasının ardından, vasiyetnameyi ilgililere ve mirasçılara okuyarak mirasçıların, mirasa ilişkin intikallerini yapabileceğine hükmedecektir. Bu hükme karşı yasal süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabileceği gibi, bir yıl içerisinde (vasiyetnamenin kanunlarda aranan şekil şartları sağlamaması, anlaşılır olmaması, içerdiği şartların ahlaka aykırı olması gibi nedenlerle) vasiyetnamenin geçersizliğine hükmedilmesi için vasiyetnamenin iptali davası da açılabilecektir. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri; aranan bir yıllık hak düşürücü sürenin, vasiyetin okunmasına ilişkin hükmün verilmesinden itibaren değil, ilgili hükmün kesinleşmesinin ardından başlayacağıdır.
Açıklanan husus hakkında Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin “Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir. Vasiyetnamenin iptali davası açılması halinde sonucunda verilecek hüküm, vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olduğundan, bir yıllık iptal davası açma süresi ve açılmış dava varsa sonucu beklenmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.” şeklindeki hükmü, yol gösterici niteliktedir.[2]
Stj. Öğr. İlknur Aleyna Ayyıldız
Yararlanılan Kaynaklar ve Dipnotlar:
Gençcan, Ömer Uğur, Miras Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2020.
Günay, Erhan, Miras El Kitabı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2021.
[1] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/647 E., 2016/1999 K.
[2] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/11238 K.
