Muvazaa (Danışık)
Muvazaa sözcüğü Arapça kökene sahiptir, Türkçe karşılığı ise danışık sözcüğüdür [1]. Muvazaa geniş bir ifade ile uygunsuzluk halidir. Söz konusu uygunsuzluk, işlemi yapanların gerçek iradeleri ile dışarıya yansıttıkları iradenin birbirine uygun olmamasından kaynaklanmaktadır. Muvazaa, mevzuatta açıkça düzenlenmemiş, daha çok hukukun uygulanması ile ortaya çıkmış bir kurumdur. Örneğin: Muris muvazaası ilk defa ½ sayılı 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun kararı ile dile gelmiş ve Yargıtay’ın sonraki kararlarında tekrar ederek esaslı kurum halini almıştır.
Muvazaa diğer bir adıyla danışıklı işlem, iki şekilde gerçekleşir. İlki, hukuki işlemi yapan tarafların hukukî işlemi aslında yapmak istedikleri gibi yapmayıp başka bir şekilde yapmasıdır. Bu durumda dış dünyaya yansıyan işlem, tarafların aslında istemediği ama belli başlı nedenlerden dolayı işlemin kendilerince o şekilde yapılması gerekliliğidir (Nispi muvazaa). İkincisinde, taraflar aslında herhangi bir hukukî işlem yapmak istemeyip dış dünyaya işlem yapmış gibi göstermek için “görünüşte” işlem yapmaktadır (Mutlak muvazaa). Her iki halde de tarafların gerçek iradeleri ile dış dünyaya yansıttıkları iradeleri birbirine uymamaktadır. Ayrıca dış dünyaya yansıttıkları irade de üçüncü kişileri aldatmak üzere yapılmaktadır.
Muris Muvazaası
Muvazaa, miras hukukunda sıklıkla karşılaşılan durumlardan biridir. Bu duruma muris muvazaası denilmektedir. Muris muvazaasında mirasbırakan kişi mirasını mirasçıların tümünden ya da bazılarından kaçırmak için bir başka mirasçıyla ya da üçüncü bir kişi ile muvazaalı işlem yapmaktadır.
Muris muvazaası genelde görünüşte satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi fakat aslında (gizli işlem, gerçek niyet) bağış işlemi olarak gerçekleşmektedir. Muris muvazaasından söz edebilmek için Yargıtay’ın 01.04.1974 tarihli kararını dikkate almakta fayda bulunmaktadır. Bu karara göre:
- Görünür ve gizli bir işlem olmalıdır: Bu durumda iki işlemin ve bu işlemlerden birinin görünür birinin gizli işlem olması ya da bir işlemin olması fakat görünüşteki işlemin hiç yapılmamak istenmemesi gerekmektedir.
- Muvazaanın tarafları muvazaa konusunda mutabık olmalıdır: Bu durumda muvazaa eylemine taraf olan kişilerin muvazaalı işlem yaptıkları konusunda bir anlaşma içerisinde olması gerekmektedir.
- Muris muvazaasına konu taşınmazın tapu kaydı bulunmalıdır: Muvazaadan bahsedebilmek için bahsi geçen taşınmazın tapu kaydının bulunması gerekmektedir. Tapu kayıtlarında bulunmayan taşınmazlar hakkında, taşınır mal hükümleri uygulanmaktadır ve bu durumda muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılamamaktadır. Tapusuz taşınmazın muvazaa iddiaları genel hükümlere göre incelenecektir.
- Mirasbırakanca mal kaçırma (aldatma) kastı olmalıdır: Muvazaa mal kaçırma gayesiyle yapılmaktadır. Eğer böyle bir gaye bulunmuyorsa Yargıtay’ın kararına göre muris muvazaasından bahsedilemez.
Bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda muris muvazaasından söz edilir.
Muris Muvazaasında Açılabilecek Davalar
Muris muvazaasının ortaya konulması ve muris muvazaasına konu taşınmazın terekeye eklenmesi için açılacak davalar, tapu iptal ve tescil ve tenkis davalarıdır. Tapu iptal ve tescil davasında zamanaşımı süresi bulunmamaktadır ve fakat tenkis davasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi uyarınca hak düşürücü süre bulunmaktadır.
Tapu iptal ve tescil davası sonucunda dava kabul edilirse tapu iptal edilir ve mahkeme ilamı uyarınca tescil işlemi yapılır ve söz konusu taşınmaz muris muvazaasından önceki malikine, malik ölmüşse mirasçılarına elbirliği mülkiyet halinde kendiliğinden geçer. Tapu tescil edildikten sonra taraflar, noterden ya da sulh hukuk hakimliğinden veraset ilamı talebinde bulunabilir ve talebin üzerine mirastaki paylarını gösterir vesikalarına kavuşabilirler.
Muvazaa nedeniyle açılacak tapu iptal ve tescil davalarında davacı, yasal mirasçı ya da yasal mirasçının alacaklıları ve iflas idaresi olabilmektedir.
Tapu iptal ve tescil davalarında yetkili ve görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesidir. Tenkis davalarında yetkili ve görevli mahkeme, mirasbırakanın son yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesidir.
Muris İradesinin Muvazaaya Etkisi
Muris muvazaası tartışması daha çok murisin yani mirasbırakanın ölümünden sonra tartışılmaktadır. Bu durumda murisin gerçek iradesinin tespiti miras hukuku ilkelerince esaslı konuların başında gelmektedir.
Mirasbırakanın gerçek iradesi mirasa ilişkin uyuşmazlıklarda temel önceliği bulunan bir husustur. Bu nedenden dolayı eğer mirasbırakanın gerçek iradesi tespit olursa ve muvazaa yeteri kadar ispatlanamazsa tapu iptal ve tescil davasının reddi gerekmektedir. Muvazaa iddiası münasebetiyle söz konusu taşınmaz terekeye tekrar giremeyecektir. Ve fakat ölüme bağlı tasarrufla ya da sağlararası kazandırma ile saklı paylı mirasçıların saklı paylarına müdahale bulunuyorsa bu durumda saklı pay sahibi mirasçılar tenkis davası açabilmektedir.
Muvazaa nedeniyle açılacak davalarda davacı yasal mirasçı olabileceği gibi yasal mirasçının alacaklıları ve iflas idaresi de davacı olabilmektedir.
Sonuç
Muvazaa Türk hukukunda yargı kararları ile şekillenmiş ve mevzuatta da irili ufaklı görünümleri olan bir kurumdur. Hukuki işlemde muvazaa var ise söz konusu işlemin hukuk dünyasında işletilmemesi için çeşitli hukukî kurumlar da bulunmaktadır. Bunların başında iptal davaları gelmektedir. Yazımızda da ele aldığımız muris muvazaası, miras meselelerinde mal kaçırma gayesiyle eyleme geçen bir durumdur. Bu durum maddi değeri yüksek malların kaçırılmasına neden olabilmektedir. Söz konusu nedenden dolayı muris muvazaasına ilişkin meselelerde işletilecek hukukî süreçlerin önemle ve titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.
Dipnot:
[1] Sıklıkla kullanılan ifade muvazaa olduğu için yazımızda genel olarak muvazaa ifadesine yer vereceğiz.
Kaynakça:
DURAL, Mustafa / ÖZ, Turgut: Türk Özel Hukuku Cilt IV Miras Hukuku, İstanbul, Filiz Kitabevi, İstanbul, 17. Bası, 2021.
OĞUZMAN Kemal/ ÖZ Turgut (2013). “Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 1”, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 18. Bası, 2020.
ÖZBEK, Zeynep Uyar, “Yargıtay İçtihatlarına Göre Muris Muvazaasında Miras Bırakanın Asıl İradesinin Tayini”. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 22 / 36 (Haziran 2017): 109-135.
