İçeriğe geç
Anasayfa » İşletmede Çevre Compliance Sistemi

İşletmede Çevre Compliance Sistemi

Av. Prof. Dr. Gülsün Aygörmez

Korona salgını ile yaşanan süreç insana çevrenin insansız var olabileceğini ancak çevre olmadan insanın var olmasının mümkün olmadığını net bir şekilde gözler önüne sermiştir. Korona süreci şimdiye dek birçok kişi için sahipsiz gibi görünen çevre ve çevre koruması hakkında bir aydınlanmaya neden olmuştur. Çevrenin insan için bir alternatifi yoktur.[1] Çevreye zarar vermek demek artık birçoğu için, insanın temel yaşam kaynağının ve alanının da yok edilmesi demektir. Bu nedenle bundan sonraki süreçte çevre korumasının daha da büyük önem kazanacağı aşikârdır.

Çevrenin korunmasınada aslında Türkiye ciddi bir yol almıştır. Zarar verme potansiyeline sahip aktörlerin çevre korumasında bilinçlenmesi ve zararların oluşmadan önlenmesine yönelik olarak son 40 yılda sayısız hukukî düzenleme yapılmıştır. Korona sürecinde yaşanan çevre bilinçlenmesi sonraki süreçte sadece bireylerin değil, aynı zamanda sanayi kuruluşları dahil çevrenin kirlenmesinde etkin rol oynabilecek tüm diğer aktörlerin daha da bilinçli ve sorumlu davranmasını, çevre korumaasında aktif rol oynaması beraberinde getirecektir. Bu nedenle faaliyetleri nedeniyle çevreye zarar verme potansiyeline sahip işletmelerin çevrenin korunmasında daha da bilinçli hareket ederek, hukuka uygun bir risklerden korunma süreci yönetmeleri elzemdir. Bu bağlamda da öncelikle her ne kadar çevre suç ve kabahatlarine ilişkin sayısız yasal düzenleme bulunsa da en başta Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) suçlarla Çevre Kanunu kapsamındaki suç ve kabahatler hakkında bilgi sahibi olunmalı, bu tür hukuka aykırılıklar henüz daha oluşmadan etkili bir risk yönetiminde bulunulmalıdır. Bu da çevre hukukunu ilgilendiren tüm mevzuata uyum sağlayrak etkin bir çevre yönetimi stratejisi ve uyum programı oluşturmakla mümkün olabilir. İşletmelerin çevre yönetiminde etkin olmaları çevre mevzuatının halihazırda öngördüğü bir durumdur. Ancak tüm çevresel faaliyetleri bulunan işletmelerin ayrıca hukukçular eliyle bir “Çevre Compliance Sistemi” de kurmaları kaçınılmazdır. Zira yeteri hukukî alt yapı olmadan, kurumların yalnızca teknik bilgi ile verimli bir çevre yönetiminde bulunulması mümkün değildir. Hukukî mevzuata uyumluluk Avrupa Birliğinde işletmeler için 2009 yılından beri EMAS-Yönergesi (Nr. 1221/2009) zorunlu kılınmıştır. İşletmelerde hukukî mevzauata uyumluluk kazanmayı sağlayan bir Çevre Compliance Sistemi işletmeleri hem ceza ve kabahatlerden kaynaklanan yaptırımlardan korumakta hem de çevrenin korunmasına esaslı bir katkı sunmaktadır.

Çevre yönetimi çağdaş çevre ceza hukukunun ayrılmaz bir parçasıdır

Çevrenin korunması, çevre suç ve kabahatlerinin nelerden ibaret olduğu konusunda bilinçli olunmaya ve çevresel riskler konusunda iyi bir yönetim anlayışına sahip olmaya bağlıdır. Çevresel risklerin önlenmesi konusunda bilinçlenmeye yönelik en önemli yasal düzenlemelerden birisi Çevre Kanunu’nda 2006 yılında yapılan değişiklikle söz konusu olmuştur. 26.4.2006 yılında çıkarılan 5491 sayılı Kanun’un 23. Maddesi ile Çevre Kanunu’nda Ek madde 2 ile yapılan düzenleme ile “Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetim birimi kurmak, çevre görevlisi istihdam etmek veya Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlardan bu amaçla hizmet satın almakla yükümlüdürler. Bu konuyla ilgili usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir” hükmü getirilmiştir. Böylelikle Çevre Kanunu ilk kez “çevre görevlisi” kavramı ile tanışmıştır. Çevre görevlileri ile ilgili olarak Ek madde 2’ye dayanılarak 21.11.2008 tarihinde “Çevre Denetimi Yönetmeliği”; 12.11.2010 yılında “Çevre Görevlisi ve Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik”; 21.11.2013 tarihinde “Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik”; 10.9.2014 tarihinde “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği” ve en nihayetinde 30.07.2019 “Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Bu son düzenleme ile çevre yönetimi hizmetleri çok daha profesyonel bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır.

Çevre yönetimi, idarî, teknik, hukukî, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel araçları kullanarak doğal ve yapay çevre unsurlarının sürdürülebilir kullanımını ve gelişmesini sağlamak üzere yerel, bölgesel, ulusal ve küresel düzeyde belirlenen politika ve stratejilerin uygulanması anlamına gelmektedir. Çevre yönetimi hizmeti ise, çevre kirliliğinin önlenmesi ve meydana geldiği hallerde kirlenmenin durdurulması, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli hukukî, ekonomik, sosyal tedbirlerin alınması, çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemeler ve bütün çevre yönetimine ilişkin işlemlerin çevre görevlisi, çevre mühendisi, çevre yönetim birimi veya firmalar tarafından yürütülmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle de 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe giren düzenlemeler uyarınca denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin, çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren ve işletme bünyesinde kurulan bir çevre yönetim birimi kurmaları gerekmektedir (Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik m. 4). Çevre görevlisi ve çevre mühendisinin mükellefiyetlerinin başında çevre yönetimi hizmetlerini çevreye ilişkin kanun ve ikincil düzenlemelere uygun bir şekilde yürütmek, koordine etmek, çevre yönetimi hizmeti çalışmalarını düzenli aralıklarla izleyerek ilgili mevzuatta belirtilen mükellefiyetlerin yerine getirilip getirilmediğini tespit etmek gelmektedir.

Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin amacı, çevre yönetimi hizmeti vereceklerin taşıması gereken şartları, belgelendirilmeleri ve mükellefiyetlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Bu bağlamda Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ek-1 listesinde yer alan işletmeler; çevre yönetim birimlerini kurmak veya çevre danışmanlık firmalarından çevre yönetimi hizmeti almak zorundadır. Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği Ek-1 Listesinde yer alan işletmeler, enerji endüstri, madencilik ve yapı malzemeleri endüstrisi, metal, kimya, petrokimya endüstrisi, yüzey kaplama endüstrisi orman ürünleri ve selülöz tesisleri gıda endüstrisi, tarım ve hayvancılık atık yönetimi maddelerin depolanması, doldurma ve boşaltılması gibi çevreye kirletici etkisi yüksek işletim oranından dolayı oldukça yüksek düzeyde olan işletmelerdir (örneğin katı ve sıvı yakıtlı tesislerden toplam yakma sistemi ısıl gücü 100 MW veya daha fazla olan tesisler, Nükleer güç santralleri, rafineriler, çimento klinkeri ve/veya entegre çimento üretim tesisleri, cevherden demir ve çelik üreten tesisler, entegre kimya tesisleri, profil ve tabaka biçimindeki malzemelerin döner baskı makinaları ile basıldığı ve kurutulduğu tesisler, selülöz üretim tesisleri, şeker fabrikaları, bazı hayvan yetiştirme tesisleri, atık ara depolama, geri kazanım ve bertaraf tesisleri vs.).

Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ek-2 listesinde yer alan işletmeler ise, bir çevre görevlisini veya çevre mühendisini sürekli istihdam etmek veya çevre yönetim birimlerini kurmak veya çevre danışmanlık firmalarından çevre yönetimi hizmeti almak zorundadır. Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği Ek-1 Listesinde yer alan işletmeler ise ek-1’e göre daha düşük işletim oranına sahip, enerji endüstri, madencilik ve yapı malzemeleri endüstrisi, metal, kimya, petrokimya endüstrisi, yüzey kaplama endüstrisi orman ürünleri ve selülöz tesisleri gıda endüstrisi, tarım ve hayvancılık atık yönetimi maddelerin depolanması, doldurma ve boşaltılması işletmeleridir. Örneğin süt işleme tesislerinden çiğ süt işleme kapasitesi 100.000 litre/gün ve üzeri olanlar ek 1 listesinde yer alırken, çiğ süt işleme kapasitesi 10.000 litre/gün -100.000 litre/gün arası olanlar ek 2 listesinde bulunmaktadır.

Sadece işletmeler değil, belediyeler, il özel idareleri, mahâllî idare birlikleri, organize sanayî bölgeleri, ihtisas organize sanayî bölgeleri, endüstri bölgeleri ve serbest bölgelerin yönetimleri veya bunların iştirakleri, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ek-1 listesinde yer alan işletmeler için birinci fıkrada, ek-2 listesinde yer alan işletmeler için ise ikinci fıkrada belirtilen şartları yerine getirmek zorundadır.  Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ek-1 veya ek-2 listesinde yer alan mevsimlik çalışan işletmelerden, çalışma sürelerini İl Müdürlüğüne onaylatmaları durumunda, işletmenin sadece çalıştığı dönem içinde çevre yönetimi hizmeti almak zorundadır.

İşletme sahipleri veya sorumluları; bünyelerinde görev yapan personelin ayrılması, kurdukları çevre yönetim biriminin iptal edilmesi veya askıya alınması, çevre danışmanlık firmasıyla yapmış oldukları çevre yönetimi hizmeti alımı sözleşmesinin iptal edilmesi durumunda; bu tarihlerden itibaren en geç 30 gün içinde başka bir personel istihdam etmek, çevre yönetim birimi kurmak veya çevre danışmanlık firmasından yeni bir çevre yönetimi hizmeti almak zorundadır.

Daha önce de anıldığı üzere bu hükümlere aykırı davranarak Çevre Kanunu’nun ek 2 nci maddesinde öngörülen çevre yönetim birimini kurmayanlara 6.000 Türk Lirası (22.109 TL); çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara 4.000 Türk Lirası (14.740 TL) idarî para cezası verilmektedir.

[1] Saliger, Frank, Umweltstrafrecht, 1. Baskı, Münih, 2012, s. 1.