Alman Ceza Kanunu’nun 26. bölümünde ihalede rekabeti engelleyici anlaşmalar yapmak ve ticarî ilişkilerde rüşvet alma ve verme suçları yer almaktadır. Bunlara ek olarak m. 299’un ağırlaşmış hâli m. 300’de, bunları tamamlayan şikayete ilişkin düzenleme de m. 301’de, ilerlemiş azalma da m. 302’de düzenlenmiştir. İhalede rekabeti engelleyici anlaşmalar yapma suçu aslen bir kabahat olarak düzenlenmişken (RKK m. 81), yüksek haksızlık içeriği sebebiyle ACK’ya alınmıştır.[1]
ACK m. 298 şu şekilde Türkçeye çevrilebilir:
(1) Her kim ticarî bir edimler ya da ürünler hakkındaki bir ihalede, ihalede düzenleyicisinin, belirli bir teklifte bulunmasına sebep olma amacında olan, hukuka aykırı bir anlaşmaya dayanarak bir teklifte bulunursa, beş yıla kadar özgürlüğü bağlayıcı ceza ya da adlî para cezasına çarptırılır.
(2) Rekâbete önceki bir katılıma göre bir önerinin elden verilmesi, birinci fıkra kapsamındaki ihale ile aynı anlama gelir.
(3) Her kim özgür iradesiyle ihale düzenleyicisinin bir teklifi alması ya da bunun bir edimde bulunmasını engellerse, birinci fıkraya göre ve yine ikinci fıkrayla bağlantılı olarak cezalandırılmaz. Teklif failin bir eylemi olmaksızın kabul görmemiş ya da ihale düzenleyicisinin edimi ifa edilmemiş ise, fail yalnızca, özgür iradesiyle ve ciddi olarak, teklifin alınması ya da edimin ifasını engellemeye çaba harcadı ise, cezasız kalabilir.
Madde metniyle ihalelerde serbest rekabet korunmakta;[2] böylelikle edimlilik ilkesi temeline oturan rekabetin işlerliği, güvence altına alınmış olmaktadır.[3] Temelde yatan düşünce “rekâbetin iktisadî hayatın bir kurumu”olarak emniyete alınması olup, korumanın ağırlık noktası, toplum ve ekonomi için önemli olan serbest rekabetin işlevsel yeterliliğinin korunması oluşturmaktadır.[4] Bunun yanında, ihale düzenleyicisi ve olası ihale katılımcısının malvarlığı da koruma altına alınmıştır.[5] Alman ceza hukukundaki baskın görüşe[6] göre, bu madde dolandırıcılığa benzer bir malvarlığına karşı suç olarak görülmemelidir. Keza fiil, korunan hukukî değer için genel tehlikelilik şartlarını yasal unsurlar içinde düzenlediğinden, ACK m. 263’te yer alan dolandırıcılık suçundan farklı olarak, soyut “tehlike suçu”nu oluşturmaktadır.[7].. Bu bağlamda suç soyut tehlike[8]ve hareket[9] suçu özelliğindedir.
Suç özgü kural olarak suç yapısında değildir.[10] Ancak fail, hukuka aykırılık unsurunun belirlenmesinin kartel hukukuna göre yapılması, yani ona bağımlı olması sebebiyle, bu Kanun’a göre teklifte bulunabilir.[11] Yaygın görüş[12], artık RKK’ya göre hem dikey hem de yatay düzlemde uzlaşı yapılabileceğinden bahisle, teklifte bulunanın en az iki olası ihâle katılımcısıyla yapacağı uzlaşı yanına, ihale düzenleyicisine yönelik de yapılan uzlaşıyı madde metninine dahil etmektedir. Yalnız burada, teklifin özellikle yukardan yani ihâle düzenleyicisinden gelmemesi gerektiğine dikkat çekmek icap eder.[13]
Faillik ve katılımın sınırlandırılmasına ilişkin, genel hükümler geçerlidir.[14] İhale düzenleyicisi tarafında olan biri ya da eksiltmeye katılamayacak olan kuruluş söz konusuysa, bu durumda anca katılım söz konusu olabilir, faillik değil.[15]
Tipiklik maddî unsurları
İhale
İhale genel olarak ürün naklettirme ve edim ifa ettirmeye dönük teklif toplama süreci olarak tanımlanmaktadır.[16] Bu ihale kavramı kamu ihaleleri ile AB’nin RKK m. 100 ile bağlantılı olarak Kamu Teklifleri İhâlesi Hakkında Yönetmelik m. 2’ye (Verordnung über die Vergabe öffentlicher Aufträge – VgV) göre eşik değer üzerindeki, bu değere uyan açık ihâleyi (RKK m. 101), RKK m. 101 III’e göre yapılacak ihâlelerle, kapalı ihâleleri ve önceki bir katılıma göre bir önerinin elden verilmesine ilişkin RKK m. 101 IV’ü kapsar.[17] Bununla birlikte özel kuruluşların ihaleleri de, eğer İnşaat Edimleri Hakkında İhale ve Sözleşme Yönetmeliği (Vergabe- und Vertragsordnung für Bauleistungen Teil A – VOB/A) ya da Edimler Hakkında İhale ve Sözleşme Yönetmeliği (Vergabe- und Vertragsordnung für Leistungen – Teil A – VOL/A) hükümlerine uyularak gerçekleştirilmişlerse madde kapsamındadırlar.[18] Özel kurumlar için bir ihalenin ne zaman kamu ihalesine benzediğine ya da onun gibi gerçekleştirildiğine, ihale sürecinin amaç ve anlamına bakarak karar vermek gerekir.[19]
Ürün ya da ticarî (sanayî-meslekî) edimler, kartel hukukuyla bağlantılı olarak yorumlanmalıdırlar, keza ilgili hüküm rekabetin korunmasını amaçlamaktadır.[20] Ürün, ticarî ilişkinin konusunu oluşturur.[21] Ürün kavramı altına, ticarî ilişkilerin konusu olan her şey[22], yani taşınır, taşınmaz her türlü mal ile, her türlü hak girer[23]. Edim ise, genel olarak, neticesinden bir başkasının faydalanacağı bir faaliyette bulunmaktır.[24] Bir edimin “ticarî” olmasından anlaşılması gereken ise, bu edimin, ticarî ilişkilerde ifa edilen bir edim olmasıdır.[25] Bu tür edimler, sadece bir ticarî kurumun edimleri olmayıp, aynı zamanda RKK m. 1 anlamındaki tüm kuruluşlar ve böylece serbest meslek kuruluşlarının da edimleridir.[26]
Hareket: Hukuka aykırı anlaşmaya dayanan bir teklifte bulunma
Bu fıkranın diğer bir unsuru ve aynı zamanda suç eylemi, teklif sunulmasıdır.[27] Teklifin ihale düzenleyicisine yönelmiş olması gerekir,[28] dolayısıyla yarışanların önceden kendi aralarında yaptıkları teklif verme görüşmeleri[29] ya da tek başına bir teklif hazırlanmış olması[30] yeterli değildir. Bu bağlamda teklif, teklifte bulunanca yapılan, kararlaştırılan koşullara uyularak para karşılığında belirli bir edimin ifa edilmesi isteğini içeren bir açıklamadır.[31]
Teklif ayrıca, hukuka aykırı bir anlaşmaya dayanmalıdır.[32] Anlaşmadan daha doğrusu kararlaştırmadan ihâle sürecinde nasıl hareket edileceğine ilişkin bir uzlaşıya varılmış olmayı anlamak gerekir.[33] Lakin anlaşma ile kastedilen, tarafların bir sözleşme yapması değil,[34] bilakis taraflar arasında bağlayıcı bir uzlaşının kurulmuş olmasıdır.[35] Burada önemli olan hareketlerde bilinçli bir paralelliktir.[36] Bu bilinç bulunduğunda, gizlice onaylama da uzlaşma olarak anlaşılabilir.[37]
Normda geçen hukuka aykırılık burada suçun maddî bir unsur, yani tipiklik unsurudur.[38] Bu unsur, kartel ve AB hukukuna göre belirlenmelidir[39] ve RKK m. 1’e göre geçersiz bir sözleşme bulunması, anlaşılarak ayarlanmış hareket türleri ya da RKK m. 14’e göre kurulan uzlaşılarda, hukuka aykırılık var kabul edilir. Buna karşılık, kartel hukukuna göre caiz olan eylemler, hukuka uygundur.[40] Anlaşmanın ihale düzenleyicisinden gizlenmiş olması mutlaka gerekli değildir,[41] teklifte bulunanla ihale düzenleyicisi arasında olabilecek gizli işbirliği de madde kapsamına girer.[42] Teklifle, anlaşma arasında bir nedensellik bağlantısının olması gerekir ki, bu da teklifin uzlaşıya dayandığını gösterir.[43] Bu nedensellik ilişkisi teklifin anlaşmaya değil, diğer başka sebeplere dayanması durumda kurulmamış olacaktır.[44]
Teklifin ilaveten hukuka aykırı uzlaşının konusunu ve amacını oluşturması gerekir.[45] Anlaşma ihâle düzenleyicisinden teklifin kabûlünü olanaklı kılma hedefine yönelik olmalıdır.[46] Bu bağlamda düşük bir ücret konusunda kararlaştırmada bulunmuş olmak da yeterli olmalıdır.[47] Buna karşın eğer ihale düzenleyicisi bir uzlaşı ayarladı ise, bu durumda elbette ki uzlaşı teklifin kabûl edilmesi amacında değildir.[48] Teklifin kabulü, etken ya da edilgen bir hareketle gerçekleştirilebilinir.[49]
Maddenin ikinci fıkrası, öncül rekâbete katılım için elden ısmarlama dilekçesi vermeyi de ihale ile eşdeğerde tutmaktadır. Burada da yine özel kuruluşların ısmarlama yani siparişleri de madde metnine dahildir.[50]
Suçun manevî unsuru: Kasıt
Olası kasıt, manevî unsur açısından yeterlidir.[51] Kastın teklif vermeyi, bu teklifin bir sözleşmeyi kapsadığı ve hukuka aykırı olduğunu içermesi zorunludur.[52] Failin, uzlaşının ihâle düzenleyicisinde belirli bir teklifi kabûl etmeye yol açma amacınında olduğunu bilmesi gerekir.[53] Bunun yanında failde ne birlikte yarıştığı kişi ne de ayrıcalık yapılan belirli bir kişiye yönelik bir tasavvurunun bulunması aranır.[54]
Fiilin tamamlanması ve sona ermesi
Fiil, ihale düzenleyicisine erişmek, bağlantıya geçmekle[55] yani teklif vermekle[56] tamamlanır, keza teklifin verilmiş olmasından, ihale düzenleyicisiyle irtibata geçmiş olmak anlaşılmaktadır[57]. Bu bağlamda teklifin sadece gönderilmiş olması, fiilin tamamlanması açısından henüz daha yeterli değildir.[58] İhale düzenleyicisinin edim ifası ile artık fiil sona erer.[59]
Etkin pişmanlık, içtima
ACK m. 298 III bu suça özgü etkin pişmanlık hâlini öngörmektedir. Bu durumda fiil sona ermekle birlikte teklifin kabûlü ya da edimin ifası daha gerçekleştitilmedi ise, etkin pişmanlık söz konusu olabilecektir.[60]
ACK m. 263’te düzenlenmiş olan dolandırıcılık suçu ile aralarında farklı hukukî değer koruması söz konusu olduğundan, fikrî içtima söz konusu olabilir.[61] İhâle düzenleyicisiyle işbirliği hâlinde ACK m. 299 (ticarî işlerde rüşvet), 331 (irtikap) de söz konusu olabilir.[62] Çalışan için bunların yanında ACK. m. 266 (güveni kötüye kullanma) koşulları da oluşabilir.[63]
[1] Bkz. BT-Dr 13/5584, s. 9, 13; krş. Lackner/Kühl, § 298, pn. 1; Greeve, NStZ 2002, 505 (505); Kindhäuser/Neumann/Paeffgen- Dannecker, StGB, § 298, pn. 10.
[2] Greeve, NStZ 2002, 505 (505); Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 1; Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 11; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 3; Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 3; Lackner/Kühl, § 298, pn. 1; Kudlich/Oğlakçıoğlu, Wirtschaftsstrafrecht, § 8 pn. 279; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 10; buna karşın MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 1’a göre burada korunan hukukî değer, adil ve serbest rekâbetin, işleyiş kabiliyetine bireylerce her defasında daimi bir şekilde duyulan güvendir; çok zıt bir görüşte olan Achenbach, Strafrechtlicher Schutz des Wettbewerbs?, S. 111, 112 ise, rekâbetin ceza hukuku eliyle korunması gereken hukukî bir değer olmadığı savında.
[3] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 10.
[4] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen- Dannecker, StGB, § 298, pn. 11; buna karşın MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 3 rekâbetin bir kurum olarak algılanmasına karşı çıkmaktadır.
[5] Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 11; Lackner/Kühl, § 298, pn. 1; Kudlich/Oğlakçıoğlu, Wirtschaftsstrafrecht, § 8 pn. 279; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 3; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 12, 13 dolaylı olarak korunmaktadır fikrinde; karşı görüşte MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 4.
[6] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 7; Lackner/Kühl, § 298, pn. 1; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 10; Korte, NStZ 1997, 513 (515); buna karşın Kudlich/Oğlakçıoğlu, Wirtschaftsstrafrecht, § 8 pn. 279 ilgili suç şeklini dolandırıcılık benzeri suçlar içerisinde saymaktadır.
[7] Lackner/Kühl, § 298, pn. 1.
[8] Greeve, NStZ 2002, 505 (505); Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 2; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 15; Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 6; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 13; Lackner/Kühl, § 298, pn. 6; karşı görüşteki MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 6 ve dev. ise, bu suçun bir zarar ve netice suçu olduğunu savunmaktadır, ona göre birey güveninin zedelenmesi neticeyi oluşturmaktadır.
[9] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 15; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 13; Lackner/Kühl, § 298, pn. 6.
[10] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 9; Lackner/Kühl, § 298, pn. 6; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 18; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 16.
[11] BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 16; Lackner/Kühl, § 298, pn. 6; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 18.
[12] BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 16; MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 35; krş. grş. Greeve, NStZ 2002, 505 (508).
[13] BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 17.
[14] BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 17; Lackner/Kühl, § 298, pn. 6; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 18; Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 14.
[15] Lackner/Kühl, § 298, pn. 6; Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 14.
[16] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 12; Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 4; Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 24; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 14; benzer MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 13.
[17] Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; konunun ayrıntıları için bkz. Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 24 ve dev. Ile 30 ve dev.; bkz. bu konuda ayrıntılı MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 39 dev..
[18] BGH NStZ 2003, 548 dev.; Greeve, NStZ 2002, 505 (505) özeller kamu ihâlelerine benzedikleri sürece; Achenbach/Ransiek, Handbuch, § 3 4 pn. 12; Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 2; Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 29; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 14; krş. yine MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 52, 53; Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 16.
[19] Greeve, NStZ 2002, 505 (506).
[20] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 36; Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 19; MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 56.
[21] Lackner/Kühl, § 298, pn. 2.
[22] Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 5; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 37; MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 58.
[23] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 21; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 19; Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 37.
[24] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 38; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 19; MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 59; Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 5.
[25] Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 38; benzer MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 59.
[26] Lackner/Kühl, § 298, pn. 2.
[27] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 39.
[28] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 38.
[29] Lackner/Kühl, § 298, pn. 2.
[30] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 39.
[31] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 22; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 39.
[32] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 30; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 21; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 22, 44; Lackner/Kühl, § 298, pn. 2.
[33] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 25; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 44.
[34] Korte, NStZ 1997, 513 (516).
[35] BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 21; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 45.
[36] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 45.
[37] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 46.
[38] Greeve, NStZ 2002, 505 (508); Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 30; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 47; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 22.
[39] Greeve, NStZ 2002, 505 (508); Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 30; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 20; Lackner/Kühl, § 298, pn. 2; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 20, 47.
[40] Lackner/Kühl, § 298, pn. 2.
[41] Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 16; Korte, NStZ 1997, 513 (516); Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 36; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 23.
[42] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 36; Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 16; Lackner/Kühl, § 298, pn. 3; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298 pn. 21, 42.
[43] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 32; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 51; Lackner/Kühl, § 298, pn. 3.
[44] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 51a; Lackner/Kühl, § 298, pn. 3.
[45] Lackner/Kühl, § 298, pn. 3.
[46] BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 23; Lackner/Kühl, § 298, pn. 3; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 52.
[47] Lackner/Kühl, § 298, pn. 3.
[48] Lackner/Kühl, § 298, pn. 3; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 21’e göre dolayısıyla ne ihâle düzenleyicisi ne de düzenleyicinin bir çalışanı bu suçun faili olabilir!
[49] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 43; BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 27.
[50] Lackner/Kühl, § 298, pn. 4.
[51] Achenbach/Ransiek-Achenbach, Handbuch, § 3 4 pn. 17; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 54; Lackner/Kühl, § 298, pn. 5; karşı grş. BeckOK-Momsen, StGB, § 298 pn. 28; Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 38.
[52] Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 54; Lackner/Kühl, § 298, pn. 5.
[53] Lackner/Kühl, § 298, pn. 5; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 54.
[54] Lackner/Kühl, § 298, pn. 5.
[55] Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 19; MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 111.
[56] Lackner/Kühl, § 298, pn. 7; Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 23; Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 68; MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 111.
[57] Lackner/Kühl, § 298, pn. 7; Kindhäuser /Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 68.
[58] Lackner/Kühl, § 298, pn. 7.
[59] Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 19; karşı görüşte olan Lackner/Kühl, § 298, pn. 7 teklifte bulunmayı yeterli görmekte, edimin ifasına lüzum olmadığını düşünmektedir; aynı şekilde MK-Hohmann, StGB, § 298 pn. 111; başka bir karşı görüşü ise Kindhäuser/Neumann/Paeffgen-Dannecker, StGB, § 298, pn. 69 getirmektedir ve ona göre ücretin verilmesiyle fiil tamamlanmıştır.
[60] Schönke/Schröder-Heine, StGB, § 298 pn. 20.
[61] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 41.
[62] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 42.
[63] Wittig, Wirtschaftsstrafrecht, § 25 pn. 43.
